Ah be bilmiyorum ki ne yapsam umutsuzluğa bağlanmış durumdayım. Bu durum benim karar yeteneğimi benden aldı. Ben artık kendi hayatımı bir arabanın camından izliyormuş gibi hissediyorum. Kendi hayatımın figüranıyım resmen. İpleri elime almak istiyorum ama bunu başarabilmek bana zor görünüyor. Ne zaman başa çıkmaya çalışsam sanki hep bişey beni tutuyor. Ben yine sessizce ve usulca hayatımı izlemeye devam ediyorum. Ne zaman düzelecek bu durumlar inan bilmiyorum. Aşk hayatım bi yana kendim bi yana artık çok yorulmuş hissediyorum bide 23 yaşımdayım daha düşünsene. Şimdiden olmaz ileriyi düşünmek istemiyorum. Sanki şu anı yaşayabiliyormuş gibi birde ilerisine plan mı yapacağım. Ne olduğum belirsiz. Ne olacağımsa belli değil. Adeta rüzgarda savrulan yaprak gibi kah ota kah boka süzülüyorum. Sanki uzaktan bakınca her şey benim elimdeymiş gibi görünsede aslında rüzgarın belirlediği kaderime boyun eğmekten başka çarem yok gibi. Bütün bunlara rağmen bazen rüzgar olmayı istemek. Bilemiyorum rüzgar olmak ne kadar farklı olabilir ki. O da hep esmek zorunda Belki o esmek bile istemiyor. Ama bilemiyoruz işte insan hep elde edemediğini ulaşamadığını arzular. Belkide benim sorunum bunu tam kavrayamamamdır. Çünkü artık o kadar fazla aynı şeyleri yaşıyorum ki artık tesadüf olabileceğine olan inancım sıfırlandı. Öyle ki sanki onlar oraya belirli bir amaç için geliyorlar. Sanki hep benim için toplanıp beni zayıflatmak istiyorlar. Yani savunmasız ve mutluyken. Hani insana hep en huzurlu anında saldırınca gafil yakalanırya. İşte onlarda öyle istiyor. Vücudumdaki bu hisse olan hasret adeta onlara teslim olmam için yalvarıyor. Her neyse ben hala ne yapacağımı bilmiyorum. Hala kayıp ve kararsızım. Bütün cephelerim fethedilmiş, bütün limanlarım yakılmış hissediyorum. Yeniden başlamak başka bi hayata. O'nsuz bi hayata. Ne farklı olabilir ki eskisinden. Delice severken hala ve en kötüsüde en tehlikelinin o olmasına rağmen nasılda kaybediyoruz hep o hisse. Bunca zaman sonra her şey bi anda geçse ve olacakları bilebilsek. Sadece bu konu hakkında değil ama. Genel olarak hayatımız yaşantımız bilincimizin bize ilk hatırlattıkları. Hafızanıza ilk kaydedilen ve sizin bilinçli olarak hatırlayabildiğiniz ilk hatıra. Hiç düşündünüz mü beyninizin ne zaman kayda değer şeyleri kaydetmeye. Bu hayatta bilmediğimize inandığım o kadar fazla şey var ki bunların yanı sıra her şeyide bilmeyi isterdim. Çok merak ediyorum bu evren neye dayanıyor. Biz hangi amaca hizmet ediyoruz. Bizler insanoğlu gerçekten bir tanrı tarafından yaratılmış ve sorgulanamayacak güce sahip bir varlığa tapmamız için mi buradayız. Sırf kendisinin histerik eğlenceleri için kozmik bi evren yaratan ve bununla eğlenen henüz başka bi boyuttakendisini çok geliştiren bir ırka mensup bir çocuğun oynamaktan zevk aldığı bir oyuncak mıyız? Yoksa bunların hepsi varolan bütün olasılıklar dahilinde bu zaman diliminde benim bu satırları yazmam kadar mı tesadüfler üzerine gerçekleşti. Yani ben bilinen kadarıyla çok büyük evrende toplu iğne ucu kadar yer kaplayan bir gezegende sırf bu satırları yazmak için mi varım ? Eğer bütün bunların hepsi olasılık ve tesadüflere dayanıyorsa bir tanrının olma olasılığını doğuramaz mı? Bizler şuan bildiğimiz bütün evrenin sınırlarını minyatüre edelim ve toplu iğne ucu kadar bir yere sıkıştıralım. Ardından bunun gibi yine sonsuz sayıda aynısından farklı olasılıklara mensup bir çok mini kinetik evren oluşturduğunu düşünelim. Bunların en az birinde bir tanrı olasılığının gerçekleştiğini ve bizimde şuan o evrende yaşadığımızı düşünelim. Bu tanrı bilinç sahibiyse ve dinlerin ortak teyidi doğrultusunda bizlere kendi parçasından koyduysa ve bunun sonucunda yine dinlerin doğruladığı gibi bu gezegendeki yaşamımız sona erince gerçekten bir yaratıcı bizi sorgulayacaksa. Bak dostum bu ikilem bile beni çıkmaza sürüklüyor. Hayatımdaki bütün bu soruların sebebi gerçekten benden hep saklı mı tutulacak. Bütün olasılıkları bilip her birini istediğim gibi seçmek neden benim yetkinliklerimden biri değil. Sahi var mıdır acaba? Bütün bu gezegenlerin ve sistemlerin dışında sadece bizim hayatımızı yaşayan başka olasılıklarımız var mıdır. Örneğin bugüne kadar yaptığımız tüm seçimlerin sadece bir farklı versiyonunu yapmış olan şuanki bizlerin tam zıddı. Ne hissederdiniz. Sizin kanınız sizin canınız kardeşiniz ya da en yakınınız değil. Sadece siz. Nasıl düşünürdü hiç merak eder miydiniz? belki bunların hepsi hayal ürünü olabilir ama yinede gerçek olma olasılığını unutmamak gerekir :)

Yorumlar